Erkeklerin çoğu 50’li yaşlardan sonra idrar alışkanlıklarında bazı değişiklikler fark eder. Sık tuvalete gitme, gece uykudan kaldıran idrar ihtiyacı, idrar yaparken zorlanma ya da tam boşaltamama hissi… Çoğu zaman “yaşlılığın doğal sonucu” diye düşünülür ve ertelenir.
Oysa bu tablo, tıptaki adıyla Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) yani iyi huylu prostat büyümesi olabilir.
“Yaş Aldıkça Doğal” mı, Yoksa Göz Ardı Edilen Bir Hastalık mı?
Bilimsel veriler, 60 yaş üzerindeki erkeklerin yaklaşık yarısında, 80 yaş sonrasında ise neredeyse tamamına yakınında prostat büyümesine bağlı şikâyetler görüldüğünü gösteriyor. Bu, son derece yaygın bir sağlık sorunu.
Ancak yaygın olması, masum olduğu anlamına gelmiyor.
Tedavi edilmediğinde:
- Ani idrar yapamama (idrar retansiyonu),
- Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları,
- Mesane taşı oluşumu,
- Böbrek fonksiyonlarında bozulma
gibi ciddi sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
Dolayısıyla iyi huylu prostat büyümesi, “katlanılması gereken bir yaşlılık problemi” değil; gerektiğinde müdahale edilmesi gereken bir hastalık.
İlaçtan Ameliyata: Ne Zaman Sınır Aşılıyor?
Tedavide temel hedef; idrar akımını rahatlatmak, şikâyetleri azaltmak ve uzun vadede tekrar sorun yaşanmasını önlemek.
Hafif şikâyetlerde ilaç tedavileri yeterli olabilir. Ancak orta ve ileri dereceli büyümelerde, özellikle ilaçlardan yeterli fayda alınamadığında cerrahi seçenekler gündeme gelir.
Uzun yıllar boyunca prostat cerrahisinde en sık kullanılan yöntem Transüretral Rezeksiyon Prostat (TUR-P) oldu ve “altın standart” olarak kabul edildi. Ancak büyük prostatlarda etkinliğinin sınırlı olması, kanama riski ve uzun sonda süresi gibi dezavantajlar, yeni arayışları beraberinde getirdi.
Lazer Çağı: Prostat Cerrahisinde Yeni Dönem
Son yıllarda prostat cerrahisinde adından sıkça söz ettiren yöntem ise Holmium Lazer Prostat Enükleasyonu (HOLEP).
Bu teknikte prostatın idrar kanalını tıkayan kısmı, holmium lazer yardımıyla kapsülünden tamamen ayrılarak çıkarılıyor. Yani sorunlu doku neredeyse tamamen temizlenebiliyor.
En dikkat çekici özelliği ise prostat boyutundan bağımsız olarak uygulanabilmesi. Küçük ya da çok büyük prostat fark etmeksizin etkili sonuçlar alınabiliyor.
Neden “Yeni Altın Standart” Deniyor?
HOLEP’in öne çıkan avantajları şöyle:
- Kanama riskinin çok düşük olması
- Büyük prostatlarda bile yüksek etkinlik
- Tekrarlama ihtimalinin son derece düşük olması
- Kısa sonda ve hastanede kalış süresi
- Açık ameliyata çoğu zaman ihtiyaç bırakmaması
Bu özellikleri sayesinde birçok merkezde HOLEP, günümüzde prostat cerrahisinde yeni “altın standart” olarak kabul edilmeye başlandı.
Daha Az Kanama, Daha Hızlı İyileşme: Ameliyat Sonrası Hayat
Hastaların büyük kısmı kısa sürede normal yaşamına dönebiliyor. İdrar yapma şikâyetlerindeki düzelme çoğunlukla ilk haftalarda belirginleşiyor.
Cinsel fonksiyon açısından bakıldığında, HOLEP’in sertleşme üzerine olumsuz etkisinin minimal olduğu gösterilmiş durumda. Ancak bazı hastalarda meninin dışarı yerine mesaneye kaçması (retrograd ejakülasyon) görülebiliyor. Bu durum sağlık açısından risk oluşturmasa da, ameliyat öncesi mutlaka hastayla detaylı şekilde konuşulması gerekiyor.
“Alıştım” Demeyin: Ertelemek Bedel Ödetebilir
Prostat büyümesi sinsice ilerleyebilir. “Biraz daha idare edeyim” düşüncesi, ileride geri dönüşü daha zor sorunlara yol açabilir.
İdrar alışkanlıklarınızda belirgin bir değişiklik fark ediyorsanız, bunu yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görmeyin. Günümüzde HOLEP gibi modern ve etkili yöntemler sayesinde, iyi huylu prostat büyümesi artık korkulan bir sorun olmaktan çıkmış durumda.
Doğru zamanda, doğru değerlendirme ve uygun tedaviyle yaşam kalitesini geri kazanmak mümkün.
