Kitapçıların raflarında yer alan
6 kitabı sizler için yorumladım
TÜM MÜDAHALELERE RAĞMEN: Yazar yalnızlığı, yaşlılığı, dışlanmışlığı sorguladığı öykülerinde, herkes gibi olmayı reddeden karakterlerin dünyasına yakından bakıyor.
BİR DİNLESEN KALBİNİ: Bu kitap, atalardan gelen sessiz notaları, kör sevginin görünmez bağlarını ve kalpte unutulmuş yerleri hatırlatır.
YEŞAYA GELDİ: Yazar, sarsıcı bir bekleyiş halini, açıklanamayan bir tehdidi ve yavaşça çözülen bir dünyayı iç içe geçiriyor.
TEVAFUK: Her gün, hatta her an bir sayfa açarsın, sorduğun, aradığın çareler karşına çıkar. Artık ne yapacağını, nereye gideceğini, ne söyleyeceğini bilirsin.
HALFETİ’NİN SİYAH GÜLÜ: Yazar yine insan-zaman-mekân algısını eğip büküyor, büyüler yapıp bozuyor, tarihi şahsiyetlere bir çiçek dürbünü içinden bakıyor.
TUTKULU LİDERLİK: Modern bir şirketi yönetmek gibi somut bir sorunu kelimenin tam anlamıyla kafasına takmış, alışılmadık çözümlerle ortaya çıkmış ve bunları uygulamış insanların hikâyesi anlatılıyor.
İşte o kitaplar;
Kurtarılamayanlara ve kurtulmak istemeyenlere
GÖKHAN Yılmaz’dan TÜM MÜDAHALELERE RAĞMEN. Yazar, beşinci kitabını “kurtarılamayanlara ve kurtulmak istemeyenlere” ithaf ediyor. Yazar yalnızlığı, yaşlılığı, dışlanmışlığı sorguladığı öykülerinde, herkes gibi olmayı reddeden karakterlerin dünyasına yakından bakıyor. Dile Gelenler ve Dilden Gelenler olarak iki ayrı bölüme ayrılan on dört öykü, yazarın kendine özgü oyunbaz üslubuyla kimi zaman hüzünlendiriyor kimi zaman gülümsetiyor. Duygulandı Ceylan. Acıdı. Hem annesine hem kendine. Keşke bazı şeyleri fark etmemenin bir yolu olsaydı. İnsan aklı avunmak için çırpındığını bilmeseydi. Ağladığını mesela anlamasaydı da kendiliğinden aksaydı yaşlar. Geçmişin az sonrasında kapıyı açıp bebekle anneyi buluşturduğunda Aziz’in annesi söyleseydi ona ağladığını. 80 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)

Kör sevginin görünmez bağları ve kalpte unutulmuş yerler
AYŞEGÜL Özkaraman’dan BİR DİNLESEN KALBİNİ. Bazı hayatlar bize ait gibi görünür; ama melodisi bizden önce yazılmıştır. Bu kitap, atalardan gelen sessiz notaları, kör sevginin görünmez bağlarını ve kalpte unutulmuş yerleri hatırlatır. Bazen hayatımızda yer eden şeyler, bizden önce başlamıştır. Ve bazen kalbimiz, kendi hikayesinden daha eski bir sesi fısıldar. Aile dizimi, kaderi değiştirmek değildir; kaderle temas etmektir. Ve bazen iyileşme, kalbini gerçekten dinlemeye cesaret ettiğinde başlar. Kendi şarkının notalarını yeniden hatırlaman için… Derya Özel. 252 SAYFA.
(A7 KİTAP)

Bireysel çözülüşle toplumsal çöküşü tek bir ânın içine sığdıran yoğun bir ön anlatı
LASZLO Krasznahorkai’den YEŞAYA GELDİ. Kitap yazarın insanlığın hiç bitmeyen savaşını ve yıkımı Savaş ve Savaş’ın başkahramanı György Korin’in iç sesiyle birleştirerek sarsıcı bir bekleyiş duygusuyla anlattığı karanlık bir eşik. Korin’in kaderinin henüz mühürlenmediği, kendi kendini yok etmeye en yatkın halinde, henüz yola çıkmadan yakalanmış bir portresi. “Apokaliptik terörün ortasında sanatın gücünü yeniden teyit eden çarpıcı ve vizyoner yapıtları” nedeniyle 2025 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan yazar, sarsıcı bir bekleyiş halini, açıklanamayan bir tehdidi ve yavaşça çözülen bir dünyayı iç içe geçiriyor. Kitap bireysel çözülüşle toplumsal çöküşü tek bir ânın içine sığdıran yoğun bir ön anlatı. 56 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

Karşına çıkan her kitap, her söz, hatta her harf, anlamın parçasıdır
ÜNAL Güner’den TEVAFUK- ANLAMIN GÖRÜNÜR HAKİ RASTLANTISININ ÖTESİ. “Yolun nereye varacağını düşünme; sen sadece ilk adımı düşün. Gerisi zaten O’nun nizamıyla gelir.” Rüzgâr esti, taş düştü, kedi susadı, trafik yoğunlaştı, ayağın taşa değdi, susadın, dünya döndü, akşam oldu… Birbirinden tamamen bağımsız gibi görünen olaylar silsilesinin aslında anlamlı ve yerli yerinde bir uyumla aynı noktada buluştuğunu bilir misin? Gün boyu olanların seninle hiç ilgisinin olmadığını, olamayacağını mı düşünürsün? Oysa hiçbir şey rastlantı değildir, kendiliğinden olmamıştır. İçinde görünmez bir elin imzası, mührü ve rızası vardır. Uzun zamandır düşünmediğin birini aniden hatırlayıp, aynı gün ondan mesaj alırsın mesela. İçinden geçen bir cümle, hiç beklemediğin bir yerde birden karşına çıkıverir. İşte anlamın görünür hale gelmesine tevafuk denir. Karşına çıkan her kitap, her söz, hatta her harf, anlamın parçasıdır. Okuman, anlaman, bu rehberlikten faydalanman, mesajı alman, kâinatın ordularıyla birlikte hareket etmen beklenir senden. Bu kitap da bir rastlantı değil, bir buluşma yeridir. Sorduğunda cevap veren, durduğunda yoldaşlık eden, okuduğunda seni kendinle buluşturan bir aracıdır.
Her gün, hatta her an bir sayfa açarsın, sorduğun, aradığın çareler karşına çıkar. Artık ne yapacağını, nereye gideceğini, ne söyleyeceğini bilirsin. 392 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

Mardin- Ankara-İzmir üçgeninde rüya gibi sıçramalarla geçen bir roman
NAZLI Eray’dan HALFETİ’NİN SİYAH GÜLÜ. “Bir rüya gerçeklerden daha çok etkileyebilir kişiyi.” Halfeti’nin Siyah Gülü tutkulu bir mektupla açılan, Mardin- Ankara-İzmir üçgeninde rüya gibi sıçramalarla geçen, İspanyol yönetmen Buñuel’le Pers Kralı Darius’u bile yan yana getiren, pek çok dile çevrilmiş benzersiz bir roman. Yazar yine insan-zaman-mekân algısını eğip büküyor, büyüler yapıp bozuyor, tarihi şahsiyetlere bir çiçek dürbünü içinden bakıyor “Peki, şimdi neredeler? Nerede bütün bu insanlar?” “Bilmiyorum,” dedim. “Gerçekten bilmiyorum. Çok üzgünüm. Onları kaybettiğim için çok üzgünüm. Nedir bu? Nedir bu yaşadıklarım?” “Mardin. Mardin’in büyüsü…” “Niye bitti? “Her şey biter.” 304 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)

İş dünyasındaki bir avuç tutkulu liderin başarılarını yazıyor
ANDREW Mcafee’den TUTKULU LİDERLİK. Bir avuç bilgisayar tutkununun yaratmış olduğu şeyler yazmıyor burada. Aksine iş dünyasındaki bir avuç tutkulu liderin yarattıkları, başarıları yazıyor; modern bir şirketi yönetmek gibi somut bir sorunu kelimenin tam anlamıyla kafasına takmış, alışılmadık çözümlerle ortaya çıkmış ve bunları uygulamış insanların hikâyesi anlatılıyor. Yüksek teknoloji sektöründeki veya Silikon Vadisi’ndeki şirketlerde bu işine tutkun insanlardan çok vardır. Ama hepsi orada değildir. Çoğu kendi şirketinin kurucusudur. Ama hepsi değildir. Onları birleştiren unsur endüstrinin hangi kolunda, nerede çalıştıkları ya da şirket hisselerinin ne kadarının onlara ait olduğu değildir. Onları birleştiren, söz konusu iş dünyası ve şirketleri olduğunda yaptıkları işe tutkun olmaları, takıntılı ve başına buyruk davranmalarıdır. Aradığım kelimeyi nihayet bulmuştum: Geek. Ne olduğunu daha kesin biçimde anlatıyordu, üstelik bunca zamandır gözümüzün önündeydi. Bilgisayar tutkunlarının başlattığı bilgisayar devrimiyle çok ilgilendik. Gelgelelim başlattıkları diğer devrimi başından beri yanlış anladığımızı düşünüyorum: Şirket denen şeyin kendisinde yaptıkları ve hâlâ devam eden devrimi. 304 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

