Başkentte artan trafik sorununu değerlendiren Ankara Kent Konseyi Başkanvekili Prof.Dr. Savaş Zafer Şahin, “Yeni yollar yapmak ya da metro ağını genişletmek elbette önemlidir ancak bu yatırımlar tek başına hareketliliği yavaşlatmaz. Eğer kent planlaması otomobil merkezli gelişmeye devam ederse, yeni metro hatları dahi araç kullanımını azaltmakta sınırlı kalabilir. Asıl mesele, Ankara’nın ulaşım politikasının ‘araç hareketliliği’ yerine ‘insan hareketliliği’ merkezli yeniden tasarlanmasıdır” dedi.
Ankara’da son yıllarda artan araç sayısı ve büyüyen kent olgusuyla birlikte trafik sorunu daha görünür bir hale geldi. Hürriyet Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulunan Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkanvekili Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin, çözümün yeni yollar yapmakla sınırlı olmadığını, ulaşım planlamasının kent vizyonuyla entegre edilmesi gerektiğini dile getirdi. Ulaşım Master Planı’nın sadece bir teknik belge olmanın ötesinde başkentin gelişim stratejisiyle uyumlu olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yol yaptıkça trafik azalmaz”
“Son yıllarda Ankara’da artan araç sayısı, yol kapasitesini zorlayan bir tablo oluşturdu. Ancak dünyadaki örnekler açıkça gösteriyor ki, yeni yol yapmak çoğu zaman trafiği çözmez; tersine, ‘indüklenen talep’ dediğimiz olguyla daha fazla araç kullanımını teşvik eder. Yani yol yaptıkça trafik azalmaz, artar. Bu noktada Ulaşım Master Planı kritik bir araçtır. Ancak planın sadece teknik bir belge olarak değil, kentin gelişim stratejisiyle entegre bir çerçeve olarak ele alınması gerekir. Ankara’da ulaşım planlaması ile arazi kullanım kararları arasında güçlü bir eşgüdüm kurulmadıkça, yol yatırımları kalıcı bir rahatlama sağlamaz. Yapılması gerekenleri sıralayacak olursak; raylı sistemleri kent çeperine kadar uzatmak, aktarma merkezlerini güçlendirmek, toplu taşımayı hızlı, konforlu ve öngörülebilir hale getirmek, ulaşımı bütüncül bir kentsel yaşam kalitesi meselesi olarak ele almak.
Ankara’nın ulaşım karakterinde en belirgin değişim, otomobil bağımlılığının artmasıdır. Kent mekânsal olarak genişledi, yeni konut alanları merkezden uzaklaştı ve toplu taşıma yatırımları bu genişlemeye aynı hızda eşlik etmedi. Sonuçta bireysel araç kullanımı daha rasyonel bir seçenek gibi görünmeye başladı. Bu durum iki temel sonuç doğurdu. İlki trafik yoğunluğu arttı. İkincisi, kent içi eşitsizlik derinleşti, aracı olmayan için erişim zorlaştı. Yeni yollar yapmak ya da metro ağını genişletmek elbette önemlidir; ancak bu yatırımlar tek başına hareketliliği yavaşlatmaz. Eğer kent planlaması otomobil merkezli gelişmeye devam ederse, yeni metro hatları dahi araç kullanımını azaltmakta sınırlı kalabilir. Asıl mesele, Ankara’nın ulaşım politikasının ‘araç hareketliliği’ yerine ‘insan hareketliliği’ merkezli yeniden tasarlanmasıdır.” Başkent Ankara’nın da bir bisiklet kenti olabileceğini dile getiren Şahin “Mikromobilite bir ‘yan proje’ olarak değil, ulaşım sisteminin tamamlayıcı bir unsuru olarak ele alınmalıdır. Sonuç olarak, Ankara’nın ulaşım sorunu sadece trafik sıkışıklığı değildir; bu, kentin nasıl büyüdüğü ve nasıl planlandığı ile doğrudan ilişkilidir. Eğer çözüm sadece yol kapasitesini artırmak olarak görülürse, sorun kalıcı biçimde çözülemez. Ancak ulaşım; mekânsal planlama, toplu taşıma, mikromobilite ve kamusal alan politikaları ile birlikte ele alınırsa Ankara daha erişilebilir, daha adil ve daha yaşanabilir bir kent haline gelebilir. Ulaşım, teknik bir mühendislik meselesi olduğu kadar, bir kent vizyonu meselesidir” diye konuştu.
