İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, iklim krizinin kuraklık riskini artırdığına dikkat çekerek bulut tohumlama teknolojisinin su güvenliği açısından stratejik bir araç olduğunu belirtti. Bozoğlu, kamuoyunda sıkça dile getirilen “bulut hırsızlığı” iddialarının bilimsel verilere dayanmadığını savundu.
İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, küresel iklim krizinin etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hale geldiğini belirterek, özellikle kuraklık riskine karşı bilimsel temelli uyum politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bozoğlu, 2015-2025 döneminin kayıtlara geçen en sıcak 11 yıl olduğunu, 2025 yılının ise sanayi öncesi döneme göre 1,43 derece daha sıcak geçtiğini belirtti. Küresel ısınmanın en önemli sonuçlarından birinin kuraklık olduğunu kaydeden Bozoğlu, dünya genelinde 1,84 milyar insanın kuraklıktan etkilendiğini, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda tahıl üretiminde yüzde 70’e varan kayıplar yaşandığını ifade etti.
Yağış miktarını artırabilir

Kuraklıkla mücadelede bulut tohumlama teknolojisinin önemine dikkat çeken Bozoğlu, bu yöntem hakkında kamuoyunda yanlış bilgiler bulunduğunu söyledi. Bozoğlu, “Bir bölgede yağışı artırmanın başka bir bölgenin yağışını çaldığı” yönündeki değerlendirmelerin bilimsel verilerle desteklenmediğini belirterek, atmosferin 12,5 trilyon metreküpten fazla su barındıran dev bir rezervuar olduğunu ifade etti. Bulut tohumlamanın atmosferik su bütçesinin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini etkilediğini kaydeden Bozoğlu, 50 yılı aşkın bilimsel araştırmaların yöntemin rüzgar altındaki bölgelerde kuraklığa yol açmadığını, aksine hedef bölgeyle birlikte yüzlerce kilometrelik alanlarda yağış miktarını artırabildiğini ortaya koyduğunu aktardı.
Çevre üzerinde olumsuz bir etkisi tespit edilmedi
Atmosferdeki su buharının yaklaşık 9 günde bir tamamen yenilendiğini belirten Bozoğlu, bunun sistemdeki nemin tüketilmediğinin göstergesi olduğunu ifade etti. Yaygın olarak kullanılan gümüş iyodürün insan sağlığı veya çevre üzerinde önemli bir olumsuz etkisinin tespit edilmediğini de sözlerine ekledi. Bulut tohumlamanın tarım, sulama, enerji ve içme suyu kaynakları açısından ekonomik faydalar sağladığını belirten Bozoğlu, uygulamanın hedef bölgelerde yağış ve kar miktarını yüzde 10 ila 15 oranında artırabildiğini bildirdi.
Su Kanunu Taslağı önemli bir fırsat
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) özellikle kış dönemlerinde dağlık alanlarda yapılan bulut tohumlama çalışmalarına ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulunduğunu ifade eden Bozoğlu, Türkiye’de hazırlıkları süren Su Kanunu Taslağı’nın bu teknolojilerin yasal zemine kavuşturulması açısından önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. Bozoğlu, iklim değişikliğinin etkilerine karşı yalnızca sera gazı azaltım politikalarının değil, su kaynaklarının korunmasına yönelik bilimsel uyum stratejilerinin de hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, bulut tohumlama ve atmosferik su yönetimi uygulamalarının gelecekte su güvenliği politikalarının önemli unsurları arasında yer alabileceğini söyledi.
