Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından yayımlanan “Yapay Zeka Çağında Siber Güvenlik ve Türkiye’nin Stratejik Öncelikleri” raporu, yapay zekâ teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasının güvenlik alanında yeni ve karmaşık riskler doğurduğunu ortaya koydu. Raporda, dijital dönüşümün yalnızca teknik altyapıyı değil, ulusal güvenlikten kurumsal karar süreçlerine, toplumsal güvenden kamu hizmetlerinin sürekliliğine kadar geniş bir alanı etkilediği vurgulandı.
MİA Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, raporun önsözünde yapay zekâ destekli tehditlerin büyük dil modelleri, kritik altyapılar ve kurumsal süreçler üzerinde yeni risk alanları oluşturduğunu belirtti. Köse, teknolojik gelişmelere uyum sağlamanın tek başına yeterli olmadığını, bu gelişmelerin doğurabileceği risklerin öngörülerek gerekli tedbirlerin zamanında alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde güvenlik, düzenleme, koordinasyon ve insan kaynağı alanlarında eş zamanlı ilerlemesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Raporda yapay zekânın siber saldırıların maliyetini düşürürken etkisini artırdığı, büyük dil modellerinin ise istem enjeksiyonu, hassas bilgi sızıntısı, tedarik zinciri zafiyetleri ve aşırı yetki gibi yeni güvenlik açıkları ürettiği belirtildi. Bu tehditlerin yalnızca teknik zaaflar olarak değil, veri yönetişimi, hesap verebilirlik ve kurumsal karar kalitesi açısından da değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Derin sahte ve sentetik medya üretiminin bilgi ekosistemini bozma ve kamu güvenini zayıflatma potansiyeli taşıdığına dikkat çekildi.
Raporda en etkili savunma modelinin insan uzmanlığı ile yapay zekânın hız ve ölçek avantajını birleştiren hibrit yaklaşım olduğu vurgulandı. Türkiye için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler içeren bir yol haritası önerildi. Kısa vadede koordinasyonun güçlendirilmesi ve yapay zekâ sistemleri için zorunlu envanter çıkarılması; orta vadede regülasyon, denetim ve sektörel standartların oluşturulması; uzun vadede ise ulusal kapasitenin güçlendirilmesi, yerli ekosistemin desteklenmesi ve yapay zekânın güvenli, denetlenebilir bir çerçevede yönetilmesi gerektiği ifade edildi.
