Kürşad Yılmaz
  • 17 Yazı
  • 0 Yorum

Kürşad Yılmaz - Tüm Yazıları

Parçalanmış Yüzlerde Bir Gün: 1 Mayıs

Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü. Takvimde sıradan bir gün gibi durur. Oysa bazı günler tarih değildir; birikir. Sabah erkenden yola çıkan bir işçinin adımlarında başlar bugün. Bir atölyenin metal sesiyle çoğalır. Bir annenin yorgun bakışında ağırlaşır. Ve sonra...

Devamını Oku

Sanat Halka İndirilmez; Halk Sanatla Yetiştirilir

Bugünlerde sıkça duyduğumuz bir söylem var: “Sanatı halkın ayağına götürmeliyiz.” İlk bakışta kulağa son derece doğru gelen, hatta romantik bir düşünce… Sanatın toplumla buluşması, sanatçının halktan kopmaması, sanatın yalnızca belli çevrelerin uğraşı olarak kalmaması… Bunların her biri savunulabilir düşünceler. Ancak...

Devamını Oku

Bir Zamanlar Sanatçı Bir Bilgeydi

Sanatın tarihi yalnızca eserlerin tarihi değildir. Aynı zamanda sanatçının toplum içindeki yerinin değişiminin de tarihidir. Bugün sanatçıyı çoğu zaman bir üretici olarak düşünmeye alışkınız. Bir teknik ustası, bir estetik kurucu, bir biçim yaratıcısı… Oysa tarih boyunca sanatçının rolü bundan çok...

Devamını Oku

Sanat Tarihi mi, Hikaye Tarihi mi?

Bir resme baktığımızda çoğu zaman görmekten çok anlamaya çalışırız. Ama anlamaya çalışmak dediğimiz şey çoğu zaman gerçeği araştırmak değil, bir hikaye bulma çabasına dönüşür. “Bu neyi anlatıyor?” “Bu kim?” “Bu neden yapılmış?” “Bu konu niye?” Bu soruların kendisi yanlış değildir....

Devamını Oku

Sanatta Görsel Cehaletin Anatomisi

Görmek ile anlamak arasındaki mesafe, sanıldığından çok daha derindir. Göz, yalnızca ışığı yakalar; oysa anlam, zihnin ve birikimin süzgecinden geçerek inşa edilir. İşte bu yüzden “görsel okuryazarlık” dediğimiz kavram, basit bir bakma eyleminin çok ötesinde, bir çözümleme, sorgulama ve yeniden...

Devamını Oku

Hayat Çemberi ve Sanatın Unuttuğu Hafıza

“İnsan, kutsal hayat çemberinde bir kum tanesinden başka bir şey değildir.” Bir Kızılderili bilgesi olan Beyaz Bulut’un bu sözü, yalnızca doğaya dair bir öğüt değil; insanın kendine kurduğu bütün merkezi anlatıların sessiz ama sarsıcı bir yıkımıdır. Çünkü insan kendini merkeze...

Devamını Oku

Sanatın Sahte Bekçileri

Ankara’da öyle sanat eleştirmenleri türedi ki, insanın içi ürperiyor. Çünkü bu kez mesele yalnızca yanlış yorum değil; sanatın kendisi, onu anlamayanların elinde yavaş yavaş soluyor. Bir tuvalin önünde durup susmayı bilmeyenlerin, susması gereken yerde konuşanların gürültüsüyle örtülüyor sanatın sesi. Her...

Devamını Oku

Sanat ve Doğanın Sessiz Gücü

Lavanta ve yasemin kokusu insanda çoğu zaman tarif edilmesi zor bir huzur duygusu uyandırır. Bunun nedeni yalnızca hoş kokmaları değildir. Doğanın kendi içindeki denge ve uyumu, insanın ruhuna da bir tür sakinlik ve düzen hissi verir. İnsan bu kokularla karşılaştığında...

Devamını Oku

Sanatın Yerine Geçen Fikir

“Yanlış hatırlamıyorsam İngiliz ressam David Hockney bir söyleşisinde şöyle diyordu: ‘Çizim yapmayı bilmeyen birinin sanatçı sayılması garip bir çağın göstergesidir.’” Bu cümleyi ilk okuduğumda üzerinde uzun uzun düşünmüştüm. Bugün bazı sergileri gördüğümde ise bu söz zihnimde daha yüksek bir sesle...

Devamını Oku

Sanat Eğitimindeki Büyük Çelişki

Kuralları Yıkmak mı, Kuralları Bilerek Aşmak mı? Sanatta özgürlük çoğu zaman kuralsızlıkla karıştırılır. Oysa gerçek özgürlük, kuralları bilerek aşabilme gücüdür. Son zamanlarda okuduğum sanat kitaplarında ve sanatla ilgili ders kitaplarında sıkça tekrar edilen bir cümle var: “Önemli tasarımcılar kuralları yıktıkları...

Devamını Oku