CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının önünü açan 2016’daki anayasa değişikliğine ilişkin eleştirilere yazılı açıklamayla yanıt verdi. Sürecin “yalan bilgilerle çarpıtılmak istendiğini” belirten Kılıçdaroğlu, “Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir” dedi.
“Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum”
Kendi hakkındaki davalara işaret eden Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıklara ilişkin ilkesel tutumunu şu sözlerle açıkladı: “Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.” Kılıçdaroğlu, “22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir” ifadelerini kullandı.
“Bağrımıza taş bastık, risk aldık”
AK Parti’nin anayasa değişikliğini referanduma götürmek istediğini belirten Kılıçdaroğlu, o dönemde alınan kararın gerekçesini şöyle anlattı: “2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik. Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.”
“İktidarın kurduğu siyasi tuzağı bozmak adına ‘Evet’ dedik”
Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıkların kaldırılmasına verilen desteğin iktidarın propaganda alanını ortadan kaldırmayı amaçladığını savundu: “Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem ‘Evet’ dedik. Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.”
“İktidar, yargıyı sopa gibi kullandı”
Dokunulmazlığı kaldırılan milletvekillerinin tutuksuz yargılanması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, iktidarın hukuki süreci ihlal ettiğini öne sürdü: “Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı. Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.”
“Demirtaş’ın özgürlüğü için en ön safta mücadele ettik”
Selahattin Demirtaş’ın sürecin siyasi ve hukuki arka planını bildiğini belirten Kılıçdaroğlu, tutukluluğa karşı yürüttükleri mücadeleyi şu ifadelerle anlattı: “Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.”
Siyasetçi ve gazetecilere eleştiri
Dokunulmazlık tartışmalarının muhalefeti bölmek amacıyla yeniden gündeme getirildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir. Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır!”
“Herkes için adalet demeye devam edeceğiz”
Kılıçdaroğlu, açıklamasını Demirtaş’ın yanı sıra tutuklu siyasetçi, hukukçu ve belediye başkanlarının haklarını savunmayı sürdüreceğini belirterek tamamladı: Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim. Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!”
