Bazı cümleler vardır; söylendiği anda yalnızca bir iddia gibi durur, ama insanın zihninde uzun süre yankılanır. Elon Musk’ ın şu çıkışı da onlardan biri: “Gençler tıp okumasın. Optimus üç yıl içinde dünyanın en iyi cerrahlarından daha iyi olacak.”
Bu söz, ilk bakışta tanıdık bir Musk cümlesi… Biraz kışkırtıcı, biraz iddialı, biraz da geleceğe göz kırpan türden. Fakat bu kez mesele yalnızca teknoloji değil; mesele insanın, mesleğin ve güvenin tam merkezine dokunuyor. Çünkü söz konusu olan, bir uygulama ya da bir cihaz değil. Söz konusu olan “ameliyat masası.” Ve orada konuşan şey çoğu zaman yalnızca bilgi değil; karar, refleks ve sorumluluktur.
Yakın zamanda, yapay zeka destekli robot cerrahların, bir domuzda safra kesesi ameliyatını başarı ile gerçekleştirdiği haberini duyduk. Aslında robotik cerrahi serüveni ilk kez, uzay istasyonlarında uzun süre kalacak astronotların sağlık problemlerini çözmek üzere başlatılmıştı. Ancak,1980’li yılların başında, veri ve görüntü aktarımındaki problemlerin 5G teknolojisinin gelişimi ile büyük ölçüde çözülmesine kadar, insan kontrolünde ve daha yakın mesafelerde kullanımı tercih edildi. Günümüzde, insan kontrolündeki robotik teknoloji ile birçok üroloji, kadın doğum, genel cerrahi, göğüs cerrahisi ve kalp cerrahisi prosedürü gerçekleştirilebilmektedir. İnsan kontrolünde ve robot destekli bu cerrahilerde, insana bağlı hataların ve sapmaların minimuma indirgenmesi amaçlanmış ve büyük ölçüde başarılmıştır.
Robot Yardımcıydı, Peki Ya Cerrah Olursa?
İnsan gözüne göre daha mükemmel ve magnifiye edilmiş bir cerrahi alan görüntüsü ve insan eline göre çok daha ince ve hassas el hareketleri sağlayan robotik sistemler sayesinde; günümüzde milimetrik hareketlerin çok önemli olduğu kalp cerrahisi gibi mikrocerrahi alanlarında dahi robotik cerrahi rutin kullanıma girmiştir. Günümüzde, insan kontrolünde robot destekli sistemler sayesinde, kalpteki deliklerin kapatılması, kalp kapaklarının onarılması ve değiştirilmesi, kalp tümörlerinin çıkarılması ve hatta koroner bypass ameliyatlarının bazı aşamaları başarılı bir şekilde yapılabilmektedir.
Uzun yıllar boyunca robotik sistemler, tam anlamıyla bağımsız bir cerrah değil; daha çok insan kontrolünde çalışan bir “üst düzey yardımcı” olarak konumlandı. Yani robot vardı, ama karar yine insandaydı.
Buraya kadar tablo oldukça etkileyici.
Ama Musk’ın iddiası başka bir eşiği işaret ediyor:
Robotların “yardımcı” olmaktan çıkıp “cerrah” olması…
İşte tam burada soru değişiyor.
Yapay Zekâ Bilir… Ama Cerrahi Hisseder!
Son yıllarda yapay zeka çalışmalarının hız kazanması ile birlikte, yapay zekanın özellikle tıp alanındaki becerilerinin farkına varıldı. Amerika’daki en zor tıp sınavlarında bile başarılı olan, yapay zeka, teorik bilgi anlamında bütün doktorları geride bırakacak bir başarıyı ispatlamıştı. Şimdi sırada pratik başarı vardı ve bu çalışmalar, mevcut bilgi birikimini ve robotik sistemleri de kullanarak, bir cerraha ihtiyaç olmadan kompleks ameliyatların yapılmasına doğru yöneldi. Aslında mevcut robotik sistemlerde, yıllardır yapılan ameliyatların dataları mevcut idi. Yani 1980’li yılların başından beri kullanılan robot sistemleri, insan cerrahların belli ameliyatları yaparken kullandıkları el hareketlerini ve acil durumlardaki sapmaları kayıt altına almıştı. Geriye yapay zekanın bu datayı analiz etmesi ve en güvenli algoritmayı üretmesi kalmıştı…
Ancak eksik olan bir şey vardı…Yapay zeka destekli robotik sistemler, ameliyat sırasında kullanılan dikiş veya düğüm atma, anatomik yapıların lokalizasyonu gibi teknik uygulama ve basamakları bir insandan daha yüksek kabiliyet ile gerçekleştirirken; doku hassasiyetinin algılanması, dokulara uygulanabilecek maksimum basınç ve gerginlik, mevcut bir kanamanın hayati olup olmadığının değerlendirilmesi ve müdahalenin aciliyeti gibi bir takım önemli analizleri yapmak konusunda insan duyularından çok daha geride kalıyordu.
Plan Bozulduğunda Kim Karar Verecek?
Çünkü, cerrahi yalnızca tıp kitaplarında yazan bilgi değildir.
Cerrahi; bir planı uygulamak kadar, plan bozulduğunda ne yapacağını bilmektir.
Cerrahi; kontrol kadar, kontrolün kaybolduğu anlarda soğukkanlı kalabilmektir.
Cerrahi; “normal” ilerleyen bir operasyonu yönetmek kadar, beklenmeyeni yönetebilmektir.
Bir kanama başladığında…
Bir dokunun dayanıklılığı beklenenden az çıktığında…
Bir anatomik yapı kitapta anlatıldığı gibi görünmediğinde…
Bazen saniyeler içinde karar vermek gerekir.
Ve o kararın arkasında yalnızca bir algoritma değil; yılların birikimi, deneyimin hafızası, başarısızlıkların öğrettiği dersler, hatta bazen sessiz bir sezgi vardır.
Ancak yapay zekanın binlerce ‘İnsan Cerrahın’ geçmiş deneyimine sahip olması ve bir olay ile ilgili en uygun stratejiyi seçmesi şu anki teknoloji ile mümkün görünmüyor. Bu analizler için her bir ameliyatta yüzlerce sensör kullanılması ve bu sensörlerden gelen dataya göre en uygun algoritmanın ve cerrahi stratejinin anlık belirlenmesi gerekir. Ancak günümüzde yapay zeka destekli robot teknolojisi, ne bu sensör altyapısına ne de ‘Cerrahi Deneyim’ datasına ne yazık ki henüz sahip değil. Üstelik insan cerrahın kararları yalnızca “şu doğru” diye seçilmez. Bazen “en doğru” değil, “en güvenli” olan tercih edilir. Çünkü cerrah bilir ki ameliyat masasında mükemmeliyet değil, hastanın güvenliği esastır.
Gelecekteki tüm çalışmalar, yapay zeka destekli robotik sistemlerin sensör teknolojilerinin geliştirilmesine ve yine bu sistemlerin kendisine ait bir ‘cerrahi deneyim’ oluşturmasına yönelmiş durumda. Bu sistemlere insan algısının eksiksiz bir şekilde eklenebilmesi ile birlikte, gerçekten Musk’ın hayalindeki ‘Robot Cerrahlar’ projesi bir adım daha gerçeğe yaklaşacak. Ama o zamana kadar biz ‘İnsan Cerrahlar’ tecrübesiyle, etik sorumluluğuyla ve “hastaya ait kararların ağırlığını” taşıyan taraf olarak, bir süre daha merkezde kalıp, işsiz kalma korkusu olmadan çalışabileceğiz gibi görünüyor…

Yorumlar kapalı.