Anadolu…
Hep gözde, gezildi, yazıldı.
Antik çağda Herodot, Xenophon, Strabon, Pausanias anlattılar.
Orta Çağ’da İbn Battuta anlatırken, Piri Reis, o inanılmaz dünya haritasının yanında kıyıları da çizdi.
Fotoğraf makinasına daha vardı ama hünerli eller çizmeye başladı Anadolu’yu.
18 ve 19. yüzyıllar Avrupalı sanatçılar Anadolu’yu gezip şehirleri, antik kalıntıları, manzaraları, yerel halkı, çiçekleri hatta hayvanları çizerek veya gravürlerini yaparak belgelemeye başlayacaklardı.

Efes’teki stadyum kapısı…
Cornelis de Bruijn, 300 yıl kadar önce resmetmiş.
Sağda 2000’lerdeki fotoğrafını görüyorsunuz.
Cornelis de Bruijn veya Cornelius de Bruyn (1652 – 1727), Hollandalı ressam, gezgin ve yazar.
Bruijn Osmanlı coğrafyasını gezdi. Seyahatini, muhteşem gravürlerle süsledi ve Hollandaca olarak Reizen van Cornelis de Bruyn, door de vermaardste Deelen van Klein Azië, 1698’de yayınladı.
Bruijn’in resim eğitimini Lahey’deki bir resim atölyesinde aldığı bilgisi dışında bir bilgi bulamadım.
Arkadaşları tarafından, mitolojide her yıl ölen ve yeniden doğan Adonis’in adıyla tanındı.
İki önemli gezi yaptı. Resimli kitaplar bastı. İnsan, bina, flora ve faunayla ilgili gözlemlerini aktardı.
1700’de Fransızca (Voyage au Levant), 1702’de İngilizcesini (A Voyage to the Levant: or Travels in the Principal Parts of Asia Minor) bastığı kitapları bu yazının konusuna giriyor.
Yaklaşık 125 yıl sonra.
Joseph Nicéphore Niépce, ilk kalıcı fotoğrafı 1825’te çekecekti ama makinaların pratikleşmesine, fotoğrafçıların ortaya çıkmasına biraz daha zaman vardı…
Biraz daha zaman geçecek, Anadolu toprakları bu kez başka bir ressamla belgelenecekti…

Selçuk Doğu Roma Su Kemerleri…
Luigi Mayer, yaklaşık 225 yıl önce resmetmiş.
Sağda 2000’lerdeki fotoğrafı var.
Luigi Mayer (1755-1803), Alman kökenli İtalyan ressam.
İyi bir resim eğitimi aldı.
Siz de ustalığını Akademi Desen Ödülü ile resimde ustalığı ispat etti.
1786 ile 1794 arasında İstanbul’da İngiliz Büyükelçisi’nin maiyetinde çalıştı.
Büyükelçinin ressamıydı, elçinin çevirmeninin ressam kızıyla İstanbul’da evlendi.
Rus, Avusturya ve Venedik elçilerinin yanında da ressamlar vardı. Onlarla birlikte ‘Boğaziçi ressamı’ olarak anılır.
Mayer, yaptığı İstanbul manzaralarının yanında Osmanlı topraklarında geziler yaptı. Gezdiği yerleri de resmetti. Kitaplar bastırdı. Kitaplarında resmettiği yerlerle ilgili bilgiler verdi ve resimlerini renkli olarak bastı.
Kitabının kapağına not düştü.
‘Yerli halkın gelenek ve göreneklerine dair tarihi gözlemler ve özgün örneklerle birlikte’ dedi.
‘Asya’nın bugüne kadar keşfedilmemiş bir bölümü’ diye ekledi.
Yerlisi biliyordu elbette ama gerçekten de henüz Avrupalılar buraları keşfetmemişti.
R. Bowyer tarafından, Pall Mall Tarihi Galerisi’nde 1803 yılında yayınlandığı yazıyor.
İşte hayıflanmak için son bir Mayer resmi!

Bodrum Kalesi, Luigi Mayer çizimi
Kitapta başka resimler de var ama bu yazıda ele alacağımız, okudukça üzülüp, hayıflanıp, kahrolacağımız son resim bu olsun!
Mayer, duvarları sanat eserleriyle bezeli bir Bodrum Kalesi görmüş.
Biz de kaleyi gezdik, hiç böyle görmedik!
Bu yazıyı okuyanların da görmüş olmalarının imkanı yok!
Çünkü bu manzara Mayer’den yarım asır kadar sonra (1856-1857) yani bu yazıdan (2026), tam 170 yıl önce yok olmuştu!
Nasıl?
Bodrum Kalesi duvarlarındaki rölyefler
Buraya ‘müze yetkilisi’ sıfatıyla gelen Charles Thomas Newton, müthiş bir eserin izlerine rastladı.
Doğu ve batı mimarisini harmanlayan, Anadolu’ya has uslüp yaratarak yapılan bir anıt mezardı bu.
Yani tam anlamıyla Anadolu’ya özgüydü.
Kral Mausolos adına yapılmıştı.
Dünyanın 7 harikasından biriydi ve ‘mozole’ adının kaynağı olacaktı.
MÖ 340’larda yapılmış, devasa bir yapıydı.
Tabanı 32 x 38 metre, uzun kenarı 242,5 kısa kenarı 105 metre, 20 katlı apartman yüksekliğindeydi.
Yüksek kaidesinin orta yerinde kabartma duvar resimleri, üzerinde sütunlar, onun üzerinde heykeller ve en üstte de dört atın çektiği at arabası.
Depreme dek, 1500 yıl ayakta kalacaktı…

Halikarnas Mozolesi, temsili resim
Deprem…
Heykeller, rölyefler (duvar kabartmaları), sütun ve taşları etrafa saçıldı.
Birkaç yüzyıl da böyle geçti…
Bu kez toprakların hakimi Aziz Jean Şövalyeleriydi (1522).
O dönemde kaleler hayati önem taşıyordu, yapımında düzgün kesilmiş ve sağlam taşlar kullanmak gerekiyordu.
Şövalyeler kalenin yapımında mozolenin taşlarının yanında harika rölyefleri de kullandılar.
Bilirsiniz, Ankara Kalesi de devşirme malzeme konusunda pek zengindir. Ankara Kalesi’nde yazılar ters, heykeller yan konulmuştur.
Bodrum Kalesi’nde durumun farklı olduğunu ben şahsen Mayer’in resminde gördüm.
Bodrum Kalesi’nin devşirme malzeme zenginliğinin hayranlık uyandıracak seviyede olduğunu yine Mayer’in Bodrum Kalesi resminden (yukarıda) öğreniyoruz.
Osmanlı Dönemi
Mayer’in resmettiği, Newton kaçırdığı zamanlar toprakların sahibi Osmanlılardı.
Osmanlı’nın eski eserlere ‘taş’ dediği dönemlerin bitmesine (1874) daha zaman vardı.
Bir anlamda arkeoloji konusunda bilgi eksikliği, yasalardaki açıklar söz konusuydu.
Osmanlı hâlâ kocaman bir imparatorluktu ama işler hiç iyi gitmiyordu. Reformlar yapılmaya çalışılıyordu ama devlet Avrupa’ya karşı borç batağındaydı, bir yıla kalmaz iflasını verecekti. Batılı devletlerin baskısı, milliyetçi akımlar gittikçe artıyordu…
Newton, akıllı adamdı.
Devletinin baskısı aklında, elçisinin desteği arkasına, kolları sıvadı.
Ortam uygundu, düşünsenize, elde (aslında yerde) bir dünya harikası vardı.
Dünya harikası olmak kolay mı, devasaydı.
Tamam, deprem yıkmıştı ama yeri zaten belliydi, temel taşları yerli yerindeydi.
Newton harikayı toparlaması zor olmuyordu, yürüdükçe harikanın bir parçasına rastlıyordu.
Rastlamadıklarını zaten antik eserlerle yıllardır yaşayan Bodrumlular,
‘Gel bak burada da var!’ diyerek gösteriyorlardı.
Eşi benzeri olmayan bu konuksever halkın topraklarındaki, eşi benzeri olmayan anıt mezardan ne bulduysa yığmaya başladı.
Newton müzesine eserleri kaçırmak için her türlü değerli eseri toparlarken, İngiliz Elçisi, hükümetinin Osmanlı’yla ilişkisini kullanıyor, izinler çıkarıyordu.
İnanmayacaksınız ama şövalyelerin Bordum Kalesi’ni yaparken sur duvarlarıa yerleştirdikleri rölyefler sökülmüştü bile.
Müzesinin görevlisi Newton,
‘Dur yahu! Gün gelir, burada da bir müze kurulur, iki-üç tane bırakayım!’ diye hiç düşünmedi mi diye düşünmeden edemiyor insan.
Ülkemizde güzel karşılanmıştı, ülkesinde alkışlarla karşılanacaktı ama bugün bizim cephede hissettiklerimiz farkı olacaktı.
Diğer yandan Newton, çevredeki heykelleri, at arabasından kalan atları, büstleri, taşları… Değerli ne bulduysa her şeyi müzesi için toparlamıştı işte…
Bugün
Bugün Dünyanın 7 harikasından Bodrum’da kalan, birkaç temel taşı, sütun parçası, birkaç rölyef, Mausolos’a kurban edilen hayvanların kemikleri ve mozolenin çukurudur.


Üstekiler, Bodrum adına pek değinmeyen, Londra’daki British Museum’un internet sayfasından.
Alttaki ait olduğu topraklardan. Kaçırılma olayından tek satır sözedilmeyen, Bodrum’daki Bodrum Mausoleum Anıt Müzesi’nin broşüründen…

British Museum’da kısa bir tur
Son olarak British Museum’da kısa bir tur atalım!
15 ile 23 numaralı salonlar arasındaki galerilerdeyiz.
Bu galerilerdeki eserlerin tamamı Muğla’dan!
Halikarnas Mozolesi eserleri 21 numaralı salonda.

Newton mezarını kaçırdığı Kral Mausolos ve mezarını tamamlayan eşi Artemisia’nın heykellerini de ait olduğu topraklarda bırakmamış.
Mozoleyi süsleyen dev at ve aslan heykelleri ve ağırlıklı Bodrum Kalesi’nden sökülen rölyefler de burada.

Burasının bir koridorla bağlandığı yerde başka bir Anadolu değeri bulunuyor.
Halikarnas Mozolesi, bir koridorla ‘Nereidler Anıtı’ galerisine bağlanıyor.
O muhteşem anıtın hikâyesi de ayrı…

Unutmadan!
Dünyanın en çok gezilen müzelerinden olan bu müzenin girişinde de 2 aslan heykeli var, bunlar da Bodrum’dan, Halikarnas Mozolesi’nden.

Bunları geçtiniz, müzenin ‘buluşma noktası’nda bir aslan bekliyor. 2×3 metre, 6 ton ağırlıkta. Sahile kadar kızaklarla ve halatlarla binbir güçlükle taşınıp kraliyet donanmasına ait gemisiye yüklenen…
Datça’da gelip geçen gemilere bakıyordu.
Bir anlamda Knidos’un görkemini yansıtıyordu.
Şimdi buluşmaya gelenlere sırtını dönmüş.
Belli ki Datça’dan, Gökova Körfezi’nden koparıldığı için küsmüş.
İşte!
Aşağıda Datça’nın Aslanı.
Yanda kaçırıldığı zamanı gösteren resimle…
Kinidos, müthiş bir Anadolu antik kenti. Pek çok yapısı içinde ünlü güneş saatli, iki tiyatrolu, bugün sadece kaidesi kalmış Afrodit heykelli, hem Afrodit hem de Korint tapınaklı. Bu tapınağın mimarı (Knidoslu Sostratus) bir başka dünya harikası İskenderiye Fenerini de yapan kişi…
Ünlü mimardan başka büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksus, doktor Euryphon, ünlü ressam Polygnotos da burada yaşamış…
Meraklısına not.
Çizimde kolunu aslana dayayıp poz veren kişi bu yazıda bolca andığımız Charles Thomas Newton – tanıştırmış olayım!

Dayan İngiltere!
Sadece Türkiye değil, Çin, Yunanistan, Gana, Hindistan ve Etiyopya da müzedeki eserlerini istiyor.
Bastırın arkadaşlar!
İngiltere, kaynaklarda bulacağınız haberde (İngiltere’ye Kaçırılan Aslanının Datça’daki Yuvası Yıkılıyor) geri vermemek için 3 madde sıralıyor:
Eserler burada daha iyi korunuyor, zamanında resmi izinlerle getirildiler ve sizin tanıtımınıza katkı sağlıyoruz!
Dayan İngiltere!
Biz henüz alamadık ama bu yazıyı okuyan gençler mutlaka geri alacak.
Hepsini koparıldıkları topraklarla buluşturacaklar.
Kentinizin müzesi
Bunun üzerine sahip çıkma adına, hangi kentteyseniz kentinizin müzesini gezmek gerekecek!
Her ildeki müze kendisinin eserleriyle, başkentteki Anadolu Medeniyetleri Müzesi sadece Anadolu’dan çıkarılan eserlerle doludur.
Alnımız açık.
Ne mutlu!
Kaynaklar
* Bizans Su Kemerleri fotoğrafı: Erol Şaşmaz, erolsasmaz.com/?oku=1204.
* Bodrum Mausoleum Anıt Müzesi’deki eserler: muze.gov.tr/muze-detay?SectionId=MAU01&DistId=MRK.
* British Museum’da Sanal Tur için: artsandculture.google.com/streetview/british-museum/AwEp68JO4NECkQ.
* British Museum’daki eserler: bmimages.com/results.asp?txtkeys1=mausoleum%20at%20halicarnassus.
* Cornelis de Bruyn hakkında bilgi ve fotoğrafı: en.wikipedia.org/wiki/Cornelis_de_Bruijn
* Cornelis de Bruyn, A voyage to the levant, 1702.
* Datça Aslanı’nın kaçırılma çizimi: İngiltere’ye Kaçırılan Aslanının Datça’daki Yuvası Yıkılıyor, arkeolojisanat.com/shop/blog/ingiltereye-kacirilan-aslaninin-datcadaki-yuvasi-yikiliyor_3_680942.html.
* Efes Su Kemerleri, Selçuk – İzmir, eskiturkiye.net/4128/efes-su-kemerleri-selcuk-izmir.
* Efes’teki stadyum giriş kapısı fotoğrafı: M.Fatih Demirhan, kulturportali.gov.tr/portal/efes-te-stadyum-kapisi.
* Halikarnas Mozolesi, tr.wikipedia.org/wiki/Halikarnas_Mozolesi
* Himmet Umunç, ‘Türkiye’de Hollandalı Bir Seyyah: Cornelis de Bruyn ve Gözlemleri’, belleten.gov.tr/tam-metin/83/tur.
* İngiltere’ye Kaçırılan Aslanının Datça’daki Yuvası Yıkılıyor, arkeolojisanat.com/shop/blog/ingiltereye-kacirilan-aslaninin-datcadaki-yuvasi-yikiliyor_3_680942.html
* Knidos, tr.wikipedia.org/wiki/Knidos.
* Luigi Mayer hakkında bilgi ve fotoğrafı: tr.wikipedia.org/wiki/Luigi_Mayer.
* Luigi Mayer, Views in the Ottoman Empire, Chiefly in Caramania, 1803.
