Kürşad Yılmaz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sanat Arayışla Büyür, Tekrarla Değil

Sanat Arayışla Büyür, Tekrarla Değil

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir ressam kırk yıl boyunca aynı resmi yaparsa, tarih ona ne der?
Gerçek sanat, tekrarın içinde değil, arayışın derinliğinde saklıdır.

Sanatın en büyük düşmanı başarısızlık değildir.
En büyük düşmanı alışkanlıktır.

Bir sanatçı için başarısızlık çoğu zaman yeni bir kapının eşiğidir.
Ama alışkanlık, o kapının hiç açılmamasıdır.

Sanat tarihinde büyük ressamların aynı resmi yıllarca tekrar ettiği sık sık söylenir.
Oysa bu doğru değildir.

Büyük sanatçılar aynı resmi tekrar etmez.
Onlar aynı sorunun peşinden gider.

Bir ressamın hayatına yakından bakıldığında görülen şey tekrar değil, arayıştır. Ar
Teknik değişir, renk değişir, kompozisyon değişir.
Bazen figür kaybolur, bazen biçim parçalanır, bazen tuval neredeyse soyut bir titreşime dönüşür.

Ama sanatçının zihnini meşgul eden mesele varlığını sürdürür.

Sanat tarihinin büyük isimleri bu uzun arayışın içinden çıkar.
Claude Monet aynı manzarayı defalarca resmetti; aslında ışığın değişimini araştırıyordu.
Pablo Picasso biçimi parçaladı; çünkü görmenin kendisini yeniden kurmak istiyordu.
Vincent van Gogh rengin yalnızca bir betimleme değil, bir ruh hali olabileceğini gösterdi.

Hiçbiri aynı resmi tekrar etmedi.
Her biri yeni bir kapı aradı.

Avrupa sanat geleneği yüzyıllar boyunca bu arayışın üzerine kuruldu.
Bir sanatçı, kendinden önce geleni taklit ederek değil, onu aşmaya çalışarak var oldu.

Paul Cézanne doğayı yeniden kurmaya çalıştı ve resmin yapısını değiştirdi.
Onun açtığı yoldan yürüyen Pablo Picasso ve Georges Braque ise biçimi parçalayarak modern sanatın yönünü değiştirdi.

Her biri bir önceki dilin sınırlarını zorladı.

Sanatın gerçek tarihi biraz da bu cesaretin tarihidir.

Ne var ki özellikle Ülkemizdeki sanat dünyasında bunun tam tersi bir durumla da karşılaşılır.

Bizim ressamlar hayatları boyunca aynı resmi tekrar ederler.
Kompozisyon değişmez, figür değişmez, renk düzeni çoğu zaman aynı kalır.

Yıllar geçer, sergiler açılır, kataloglar basılır.
Ama resim ilerlemez.
Zaman durur, ruh donuklaşır, tuval sessizleşir.

Bu tekrarın sanatla ilgisi yoktur.

Bunun iki nedeni vardır.

Birincisi ticari zihniyettir.

Bir resim satmaya başladığında piyasa sanatçıdan aynı şeyi istemeye başlar.
Sanatçı da çoğu zaman bu talebe uyar.
Çünkü aynı resmi yapmak güvenlidir.

Bir süre sonra sanat üretimi yavaş yavaş bir imza fabrikasına dönüşür.
Ressam yeni bir dil kuramaz; yalnızca tanınmış bir formülü çoğaltır.

İkinci neden ise daha sessizdir.

Bazı sanatçılar ilk yıllarında yakaladıkları kabulden sonra yeni yollar ararlar.
Ama her arayış yeni bir kapı açmaz.
Bazen yetenek gerçekten belirli bir noktada durur.

O noktadan sonra sanatçı yeniden bildiği yere döner.

Dışarıdan bakıldığında üretim gibi görünür;
ama içeride sadece bir kopya fabrikası vardır.

Türkiye’de sanatın hikayesi uzun süre bu iki tekrar biçiminin içinde şekillenmiştir.

Çünkü sanatın toplumsal zemini Avrupa’ya kıyasla oldukça geç oluşmuştur.
Sanat piyasası da bu yüzden çoğu zaman estetik tartışmaların değil, piyasa alışkanlıklarının etkisi altında kalmıştır.

Bir ressamın değeri bazen resmin derinliğiyle değil, etrafında oluşan dolaşım ağıyla belirlenir:
koleksiyoncular, galeriler, küratörler ve sanat eleştirmenleri.

Bu zincirin içinde sanat bazen sessizce geri çekilir.

Koleksiyoncu yatırım yapar.
Galeri satış yapar.
Küratör sergi kurar.
Eleştirmen ise çoğu zaman sanatın kendisinden çok, sanat hakkında konuşma ayrıcalığını korumaya çalışır.

Böyle bir ortamda tekrar giderek görünmez hale gelir.
Çünkü herkes aynı oyunun içinde yer alır.

Ve yıllar sonra geriye dönüp bakıldığında tuhaf bir manzara ortaya çıkar:

Kırk yıl boyunca aynı resmi yapan ressamlar,
aynı resmi satın alan koleksiyoncular,
aynı resmi yorumlayan gazete köşe yazıları, katalog metinleri…

Ama ortada ilerleyen bir sanat dili yoktur.

Sanatın gerçek tarihi böyle yazılmaz.

Sanat tarihi, alışkanlıkların değil arayışların tarihidir.

Gerçek sanatçı aynı resmi tekrar etmez.
O, aynı sorunun içine her seferinde biraz daha derin girer.

Bir ressamın hayatına bakarken sorulması gereken soru da aslında çok basittir:

Sanatçı yıllarca aynı resmi mi yaptı,
yoksa aynı sorunun peşinden mi gitti?

Bu sorunun cevabı yalnızca bir sanatçının değerini değil,
bir ülkenin sanat anlayışını da ortaya çıkarır.

Sanat Arayışla Büyür, Tekrarla Değil
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Bizi Takip Edin